Her gün daha sağlıklı bir yaşam için

Yürüyüş Günlüğü Nasıl Tutulur

Yürüyüşe başladığım ilk aylarda hiçbir şey not almıyordum. Sabah kalkıyor, yürüyor, dönüyordum. Üç ay sonra birisi "ne kadar yol aldın, hızın değişti mi?" diye sorduğunda verecek tek bir cevabım yoktu. Sadece "iyi geliyor" diyebildim. O gün küçük bir defter aldım ve o defter, yürüyüşümü bir alışkanlığa dönüştüren en ucuz ekipman oldu. Bugün hâlâ tutuyorum, sadece formu değişti.

Aşağıda kendi denemelerimden süzülen sistemi anlatacağım. Amaç mükemmel bir tablo yapmak değil; birkaç ay sonra geriye dönüp baktığınızda "işte burada değişmişim" diyebileceğiniz bir iz bırakmak.

Günlüğe Neyi, Nasıl Kaydediyorum

İlk hatam her şeyi yazmaya çalışmak oldu. Nabız, hava sıcaklığı, kahvaltıda ne yediğim, kaç kişiyle selamlaştığım... İki hafta sonra defteri açmak angarya gibi geldi ve bıraktım. İkinci denememde kuralı sadeleştirdim: bir yürüyüş, dört satır.

Ölçülebilir üç sayı

Her çıkışta sadece üç şeyi not ediyorum: süre, mesafe ve algıladığım zorluk. Süre ve mesafe telefonun sayacından geliyor; zorluğu ise 1-10 arasında kendim veriyorum. Bu üçlü, antrenman takibi için şaşırtıcı derecede yeterli. Çünkü mesafe aynı kalıp süre kısalıyorsa hızlanmışım demektir; süre ve mesafe sabitken zorluk puanı düşüyorsa kondisyonum artmış demektir. Tek satırda iki bilgi.

Zorluk puanını verirken kendime sorduğum soru şu: "Bu tempoda konuşmaya devam edebilir miydim?" Rahatça konuşuyorsam 4-5, cümleleri bölerek konuşuyorsam 6-7, konuşamıyorsam 8 üstü. Hızlı yürüyüş tekniğini çalıştığım dönemde bu ölçek, temponun ne zaman abartıya kaçtığını fark etmemi sağladı.

Bir satır da bedene ayırın

Dördüncü satır sayı içermiyor: vücudumda ne oldu? Sağ dizim ilk on dakika gıcırdadı, sol topuğum yürüyüş bitiminde yandı, bel bölgem gerginleşti gibi cümleler. Bu satır bana iki kez ciddi fayda sağladı. Birincisinde üç ayrı günde "sol ayak başparmağı sürtüyor" yazdığımı görünce ayakkabımın küçüldüğünü anladım; doğru ayakkabı seçimini o zaman ciddiye almaya başladım. İkincisinde diz şikâyetlerinin hep asfalt parkurda tekrarladığını fark ettim ve rotamı toprak yola çevirdim. Eklem sağlığını korumak için yaptığım en etkili müdahale, üç kelimelik bir nottan doğdu.

Kâğıt mı, telefon mu?

İkisini de denedim. Uygulamalar mesafe ve süreyi otomatik tuttuğu için işi kolaylaştırıyor, ama benim hissettiklerimi yazmıyor. Kâğıt ise seni yazmaya zorluyor. Şu anki çözümüm melez: sayılar telefonda kalıyor, haftada bir akşam bunları küçük deftere üç satırlık özet olarak geçiriyorum. O aktarma anı, aslında günlüğün en değerli kısmı; çünkü hafta boyunca dağınık duran veriye ilk kez bütün olarak bakıyorum.

AlanÖrnekNe işe yarıyor
Süre38 dkHacim takibi
Mesafe3,6 kmOrtalama hız hesabı
Zorluk (1-10)5Kondisyon değişimi
Beden notuSol topuk hafif yanmaErken uyarı sistemi

Kayıtları Motivasyona Çevirmek

Not almak tek başına hiçbir şey değiştirmiyor. Değişim, kayda geri dönüp bakma alışkanlığıyla geliyor. Ben bunun için iki ritim kurdum: haftalık kısa bakış, aylık geniş bakış.

Haftalık on dakika

Pazar akşamları defteri açıp iki soru soruyorum: Kaç gün çıktım? Toplam kaç dakika yürüdüm? Mesafeden çok gün sayısına bakıyorum, çünkü alışkanlığın omurgası süreklilik. Dört gün çıktığım bir hafta, tek seferde uzun yürüdüğüm haftadan daha kıymetli. Hedefin altında kaldığım haftalarda kendimi suçlamak yerine sebebi tek cümleyle yazıyorum: "iki gün geç yattım", "yağmur", "iş yoğunluğu". Bu cümleler birikince kendi engellerimin listesi ortaya çıkıyor. Benim listemin başında uyku vardı; akşam saatimi düzeltince sabah yürüyüşleri kendiliğinden yerine oturdu.

Aylık karşılaştırma

Ay sonunda ortalama hızımı hesaplıyorum: toplam mesafeyi toplam süreye bölmek yeterli. Yanına da o ayın ortalama zorluk puanını yazıyorum. İlerlemenin en net göründüğü yer burası. Bir dönem hızım aynı kaldı ama zorluk puanı 6'dan 4,5'e indi; yani aynı işi daha az yorularak yapıyordum. Terazi hiç oynamamıştı, buna rağmen o ay kendimi başarılı saydım. Kilo verme sürecinde yürüyen biri için bu tür ikinci ölçütler moral açısından hayat kurtarıcı.

Küçük hedefler ve dürüst notlar

Her ay bir tek hedef koyuyorum ve defterin ilk sayfasına yazıyorum. "Haftada dört gün", "yürüyüş sonrası esnetmeyi hiç atlamamak", "iki tepe içeren rota deneyecek" gibi. Tek hedef olması önemli; üç hedef koyduğum aylarda üçünü de yarım bıraktım. Ayrıca kaçırdığım günleri de yazıyorum, boş bırakmıyorum. Silik bir "çıkmadım" satırı, sahte bir mükemmel tablodan çok daha yararlı; çünkü boşlukların nerede kümelendiğini gösteriyor. Benim boşluklarım hep salı ve perşembeydi, o günler mesai uzuyordu. Çözüm, iş günü içine sığdırılabilen kısa öğle yürüyüşleri oldu.

Günlük tutmanın bana kazandırdığı en büyük şey, sayılar değil sabır oldu. Tek bir yürüyüşün etkisini göremezsiniz; ama otuz satır yan yana geldiğinde eğim kendini gösterir. Bugün defteri açıp bir yıl öncesin